Paris 13. bölge neresi ?

Idealist

New member
Paris 13. Bölge Neresi? Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf Açısından 13. Bölgeyi Anlamak

Paris 13. Bölge Neresi? Bir Paris Semtinden Fazlasını Anlamak

Paris denince çoğumuzun zihninde Eyfel Kulesi, Seine Nehri, Montmartre ya da Champs-Élysées canlanıyor. Oysa Paris’in gündelik hayatını, göç tarihini, konut sorununu, sınıfsal farklılıklarını ve toplumsal çeşitliliğini anlamak için şehrin daha az turistik görünen bölgelerine de bakmak gerekiyor. Paris’in 13. bölgesi, yani 13e arrondissement, tam da böyle bir yer.

13. bölge Paris’in güneydoğusunda, Seine Nehri’nin sol yakasında bulunuyor. Austerlitz çevresinden başlayıp Bibliothèque François-Mitterrand, Tolbiac, Place d’Italie, Butte-aux-Cailles ve Asya kökenli toplulukların yoğun olarak yaşadığı bazı mahallelere kadar uzanan geniş ve oldukça çeşitli bir alan. 2023 verilerine göre bölgede 181.271 kişi yaşıyor. Nüfusun yaklaşık 97 bini kadın, 84 bini erkek.

Fakat “13. bölge neresi?” sorusunun gerçek cevabı yalnızca haritada gösterilecek bir konumdan ibaret değil. Çünkü bu bölge, Paris’te göç, kentleşme, sınıf, eğitim, yaş ve toplumsal cinsiyet gibi unsurların birbirine nasıl bağlandığını görmek açısından oldukça ilginç bir örnek.

13. Bölgeyi Özel Kılan Tarihsel Dönüşüm

13. bölgenin bugünkü görünümü kendiliğinden ortaya çıkmadı. Özellikle 1960’lardan itibaren bölge ciddi bir kentsel dönüşüm geçirdi. “Italie 13” adı verilen büyük proje kapsamında yüksek katlı binalar ve modernist konut alanları planlandı. Projenin başlangıçtaki hedeflerinden biri daha varlıklı, genç çalışanları bölgeye çekmekti. Ancak tasarlanan konutların beklenen ilgiyi görmemesi ve ekonomik koşulların değişmesiyle proje 1970’lerin ortasında önemli ölçüde durdu. Bazı konutların kiralık hale gelmesi, bölgenin sosyal yapısının zaman içinde farklılaşmasına katkıda bulundu.

Bu noktada sınıf meselesi önem kazanıyor. Bir mahallenin kimlerin yaşayacağına ilişkin kararlar yalnızca bireysel tercihlerle belirlenmiyor. Konut fiyatları, sosyal konut politikaları, ulaşım, iş olanakları ve kentsel planlama insanların hangi bölgelerde yaşayabileceğini doğrudan etkiliyor.

13. bölge bunun somut örneklerinden biri. Bugün aynı arrondissement içinde öğrenci yurtları, sosyal konutlar, yüksek gelirli yeni konutlar, eski apartmanlar, restoranlar, küçük işletmeler ve büyük ticari yapılar yan yana bulunabiliyor.

Yani 13. bölgeyi “zengin” veya “yoksul” diye tek bir kelimeyle tanımlamak yanıltıcı olur.

Göç, Etnik Kimlik ve “Irk” Meselesi

13. bölge denildiğinde akla gelen önemli konulardan biri de Asya kökenli toplulukların varlığıdır. Özellikle Avenue de Choisy, Avenue d’Ivry ve çevresi Paris’te “Chinatown” olarak bilinen alanın önemli parçalarını oluşturur. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken bir nokta var: “Asyalılar” tek ve homojen bir topluluk değildir.

Vietnam, Kamboçya, Laos, Çin ve başka ülkelerden gelen insanların göç hikâyeleri, sınıfsal konumları ve Fransa ile ilişkileri birbirinden oldukça farklıdır.

Fransa’da resmi istatistiklerde ABD’deki gibi geniş kapsamlı “ırk” kategorileri kullanılmadığı için bu konuyu tartışırken genellikle göçmenlik, doğum yeri ve vatandaşlık gibi göstergelerden yararlanmak gerekir. INSEE'nin 2022 verilerine göre 13. bölgede 41.420 göçmen bulunuyordu; bunların 22.390’ı kadın, 19.031’i erkekti. Aynı yıl yabancı vatandaşların sayısı 26.011 olarak kaydedildi.

Bu rakamlar bize önemli bir şey söylüyor: Göç deneyimi 13. bölgenin toplumsal yapısının marjinal bir parçası değil, bölgenin tarihinin ve bugünkü kimliğinin temel unsurlarından biri.

Ancak göçmen olmak otomatik olarak yoksul olmak anlamına gelmediği gibi, Asya kökenli olmak da belirli bir ekonomik veya kültürel davranış biçimine sahip olmak anlamına gelmez. Aynı topluluk içinde yüksek eğitimli profesyoneller, öğrenciler, işletme sahipleri, işçiler, emekliler ve farklı gelir gruplarından aileler bulunabilir.

Burada önemli olan etnik kimliği bir “karakter özelliği” gibi görmek yerine, insanların toplumdaki fırsatlara nasıl eriştiğini incelemektir.

Sınıf: Aynı Bölgede Farklı Parisler

13. bölgenin en dikkat çekici özelliklerinden biri sınıfsal çeşitliliğidir.

Bir tarafta Bibliothèque François-Mitterrand çevresinde son yıllarda gelişen modern binalar, üniversiteler, ofisler ve kültürel kurumlar bulunuyor. Paris Rive Gauche projesi 1990’lardan itibaren eski sanayi ve demiryolu alanlarının dönüştürülmesiyle büyük bir kentsel değişim yarattı. 130 hektarlık bu proje kapsamında konutlar, ofisler, okullar, kültür kurumları ve kamu hizmetleri oluşturuldu.

Diğer tarafta daha eski konut dokusu, sosyal konutlar, küçük esnaf ve göçmen işletmeleri var.

Bu durum bize şehirlerde sınıfın yalnızca banka hesabıyla ilgili olmadığını hatırlatıyor. Eğitim, meslek, konutun niteliği, mahallenin itibarı, ulaşım olanakları ve sosyal ağlara erişim de sınıfsal konumu etkiliyor.

Örneğin bir üniversite öğrencisi için BnF'nin 1.500 kişilik okuma alanları ve ücretsiz erişilebilir kaynakları büyük bir sosyal imkân olabilir. Fakat aynı mahallede yaşayan ve uzun çalışma saatleri nedeniyle bu kaynaklardan yararlanamayan düşük gelirli bir çalışan açısından aynı kamusal imkânın pratik değeri çok daha sınırlı olabilir.

Dolayısıyla “kamusal alan herkese açık” demek, herkesin o alandan eşit şekilde yararlandığı anlamına gelmez.

Kadınların Deneyimi: Şehir Herkes İçin Aynı Şehir mi?

13. bölgeyi toplumsal cinsiyet açısından değerlendirirken kadınların günlük yaşam deneyimlerini basite indirgememek gerekiyor.

Bir kadın için işe veya üniversiteye giderken kullandığı metro, gece eve dönerken geçtiği sokak, çocuğuyla kullandığı kaldırım veya alışveriş yaptığı dükkân yalnızca fiziksel mekânlar değildir. Güvenlik hissi, aydınlatma, kalabalık, toplu taşıma, taciz korkusu, bakım sorumlulukları ve ekonomik bağımsızlık gibi faktörler bu deneyimi şekillendirir.

Üstelik bütün kadınların şehir deneyimi aynı değildir. Genç bir öğrenci ile emekli bir kadın; engelli bir kadın ile engelsiz bir kadın; yüksek gelirli profesyonel ile düşük ücretli çalışan; göçmen bir kadın ile Fransa’da doğmuş bir kadın aynı mahallede yaşasa bile kamusal alana aynı şekilde erişmeyebilir.

INSEE verileri 13. bölgede kadınların nüfus içinde çoğunlukta olduğunu da gösteriyor. 2023'te 96.900 kadın ve 84.371 erkek bulunuyordu; 65 yaş üzerindeki nüfusta kadınların sayısı erkeklerden belirgin biçimde fazlaydı.

Bu nedenle toplumsal cinsiyet tartışmasını yalnızca “kadınlar sokakta güvende mi?” sorusuna indirgemek eksik kalır. Yaşlanma, bakım emeği, gelir, konut ve yalnız yaşama gibi konular da kadınların şehir deneyiminin bir parçasıdır.

Burada kadınların anlattığı deneyimleri küçümsememek özellikle önemli. Bir kadının belirli bir sokakta kendisini tehdit altında hissetmesi, başka bir kişinin aynı yerde hiçbir sorun yaşamamış olması nedeniyle geçersiz hale gelmez. İki deneyim aynı anda doğru olabilir.

Erkeklerin Rolü: Suçluluk Değil, Çözüm Üzerinden Konuşmak

Toplumsal cinsiyet meseleleri tartışılırken erkekleri tek bir davranış kalıbıyla tanımlamak da aynı ölçüde sorunlu olur.
 
Üst