![]() |
|
|||||||
| Büyük baş hakkında Genel Konular Burada Büyükbaş hayvanlar hakkında genel Muhabbet edebilirsiniz |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator ![]() |
Süt SığırcıLığı Geniş Anlatımlı
11.1. Türkiye Sığırcılık İşletmelerinin Genel Yapısı Gelişmiş ülkelerde üretim entansif işletmelerde gerçekleştirilir. Genellikle büyük olan bu işletmeler yoğun girdi kullanmaktadırlar. Türkiye’de bu nitelikteki işletmelerin sayısı oldukça azdır. Türkiye süt üretimine katkıda bulunan işletmelerin çoğunluğunu küçük işletmeler oluşturur. Bunlar yüksek verim kapasiteli ineklerle çalışsalar bile özellikle kaba yem üretimi, örgütlenme, pazarlama ve ileri teknoloji kullanımı bakımından olması gereken düzeylerde değillerdir. Türkiye süt üretiminin önemli bir bölümü, görece düşük verimli kültür ırkı melezi ve yerli ırk ineklerle çalışan bu tip işletmelerden sağlanır. Bunlar genellikle tarımın birkaç kolunda birden üretim yaparlar. Örneğin bir tarafta sığır, yanında koyun ve keçi gibi diğer türlerde hayvansal üretim yapılırken, diğer yandan, bitkisel ürünler üretimi söz konusudur. Sonuçta bu tip işletmelerin geliri sadece sığıra bağlı kalmamıştır. Dolayısıyla da işletme imkanları çeşitli üretim dallarına dağıtılmıştır. Özellikle pazarlama imkanlarının sınırlı olduğu yörelerde bu tip işletmeler, hemen sadece aile içi tüketimi karşılamaya yönelik üretim yaparlar. Pazarlama olanaklarının artmasıyla pazar için üretime bir istek doğmakta ve bunun gerekleri kısmen de olsa yerine getirilmeye çalışılmaktadır. Ne var ki kültür ırkı melezi ve yerli ırklarla çalışan işletmelerde üretim büyük ölçüde iklim ve mera koşullarına bağlıdır. Aktif sermayesi kıt ve ürün fazlasını pazarlamada zorlanan bu tip işletmelerin üretim yapılarında kısa sürede önemli değişiklikler de beklenilmektedir. Ancak, işletmelerin üretim yapılarını değiştirmelerine katkıda bulunulacak sermayeye sahip olmada, genelde hayvansal üretimin, özelde de sığırcılığın önemli bir unsur olduğu da unutulmamalıdır. Gelecekte Türkiye’de tarımda çalışan nüfusun azalmasına bağlı olarak daha büyük ölçekli entansif işletmeklerin ortaya çıkacağı beklenilmelidir. Özellikle çiğ süt pazarlama ve nitelikli kaba yem üretme olanağının olduğu yörelerde bu oluşum daha hızlı gerçekleşecektir. Türkiye’de gerçek anlamda damızlıkçı süt sığırı işletmelerinden söz etmek, şimdilik mümkün değildir. Gerçekten de günümüzde temel özelliği, gelirinin önemli bir bölümünü damızlık satışından sağlamak olan damızlıkçı işletmeler yoktur. Ancak halen, damızlık dış alımcısı olan Türkiye’nin yakın gelecekte damızlık üretici bir ülke olmak zorunluluğu vardır. Bu yönlü çabalar, henüz olumlu bir sonuç vermemiş olsalar da, sürdürülmelidir. 11.2. Süt Sığırcılığı İşletmelerinin Başarılı Olma Koşulları Entansif üretimi amaçlayan bir süt sığırcılığı işletmesinin başarısı, yeterli ve ucuz yem, yüksek verimli inekler, yetenekli ve bilgili bir işletmeci ile düzenli bir çiğ süt pazarının varlığına bağlıdır. Yem Siyah-Alaca gibi iri cüsseli sütçü ırkların sindirim sistemi 150-215 litre sıvıyı alacak kadar büyüktür. Fiziksel tokluk hissi sağlamak için bu hacmin doldurulması gerekir. Üretimin devamlılığı için de bu hacim içerisinde ihtiyaç duyulan besin maddelerinin verilmesi zorunludur. Bu amaçları gerçekleştirmek için hazırlanan yem kaynakları iki temel grupta toplanır. Bunlardan ilki, sığırların sindirim sistemlerinin düzenli çalışması ve tokluk hislerinin oluşması için gerekli olan kaba yemlerdir. Kaba yemler ya kurutulmuş ya da sulu formda yedirilirler. Kuru yonca ve kuru çayır otu kurutulmuş formda kaba yemlerin iyi örnekleridir. Sulu formda yedirilen yemlerin süt verimi bakımından da büyük önemi vardır. Bu nedenle hayvanların bütün yıl boyunca sulu kaba yem tüketmeleri istenir. Fakat vejetasyon buna uygun olmadığından, bazı yem bitkileri yeşilken biçilip, havasız ortamda saklanırlar. Silaj adı verilen bu yem, yılın her mevsiminde yedirilebilir. Böylece süt ineklerinin bütün yıl ihtiyaç duydukları sulu kaba yem karşılanmış olur. Bir süt sığırı en azından canlı ağırlığının %1-1.5 kadarı kuru maddeyi kaba yemlerden sağlamalıdır. Örneğin 600 kg ağırlığındaki bir inek bu tip yemlerden en az 6-9 kg kuru madde sağlayacak miktarda tüketmelidir. Bir süt sığırcılığı işletmesinin bu zorunluluğu ve genç hayvanları da dikkate alarak inek başına 5 dekar sulanabilir araziyi yem üretimine ayırması beklenir. Yeterli araziye sahip olmayan işletmeler, kaba yemin tamamı veya bir bölümünü satın almak yoluna giderler. Bu durumda süt üretim maliyeti oldukça artar. Bu artış ya kaba yemin artış fiyatından, ya da kaba yem satın almayan işletmelerde üretimin düşmesinden ileri gelir. Süt inekleri için önerilebilecek önemli kaba yem kaynaklarından ikisi yonca ve mısırdır. Bunlardan yonca, kurutulmuş olarak tüketilirken mısır, silaj olarak değerlendirilir. Kesif yemler, süt üretiminde bulunan sığırcılık işletmeleri için gerekli olan ikinci yem grubunu oluştururlar. İşletmeler genellikle kesif yemi veya hammaddelerini satın alma yoluna giderler. Özellikle ekilebilir arazi varlığı düşük işletmeler için bu bir zorunluluktur. Türkiye’de yem sanayii bu tip ihtiyaçları kolayca karşılayabilecek nitelik ve niceliğe ulaşmış durumdadır. Yüksek Verimli İnek Süt sığırcılığında üretim birimi inektir. Bir ineğin, süt versin veya vermesin, yaşamını sürdürebilmesi için belirli miktar yem tüketmesi gerekir. Ayrıca, süt verimine bağlı olmaksızın belirli bir miktar iş gücüne ihtiyaç vardır. Bunun yanında sabit yatırım giderleri süt üretiminin düşük veya yüksek olmasına bağlı olarak değişmez. Bunlar dikkate alındığında, yüksek ve düşük verimli ineklerden sağlanan 1 kg süt için harcanan yem aynı bile olsa, sabit kabul edilebilecek giderler nedeniyle düşük verimli ineklerle çalışmak karlı olmayabilir. Bir başka ifade ile satılan süt arttıkça bunda sabit giderlerin payı azalır ve karlılık artar. Örneğin, benzer koşullarda aynı canlı ağırlıktaki ineklerle çalışan üç ayrı işletmenin süt verimi sırasıyla 3000,6000 ve 9000 kg olsun. Bu işletmelerin inek başına ihtiyaç duyacakları kaba yem, işçilik ve masraflar yaklaşık aynı olacaktır. Fakat işletmelerin kesif yem tüketimleri süt üretimlerine bağlı olarak değişecektir. Yıllık 3000 kg süt üreten işletme yılda inek başına yaklaşık 1.25 ton, ortalama verimi 6000 kg olan işletme 3.5 ton, 9000 kg olan işletme de 6.5 ton kesif yem tüketecektir. Bir kg süt ile 2.5 kg kesif yem satın alınabildiği kabul edildiğinde bir ineğin ilk işletmede yaklaşık 500, ikinci işletmede 1400, üçüncü işletmede de 2600 kg süt eşdeğeri yem tüketeceği hesaplanabilir. Buna ek olarak kaba yem, işçilik ve amortismanlar gibi giderler için inek başına 1500 kg süt karşılığı harcama yapıldığı varsayıldığında inek başına yılda 3000 kg süt üreten işletmeye bir inekten sağlanan üretimin maliyeti 2000 kg, kar da 1000 kg süte eşdeğer olacaktır. Oysa ikinci işletmede gider 2900= ( 1500+1400) kg süt tutarı olduğu halde, gelir ( 6000-2900) = 3100 kg süt kadardır. Üçüncü işletmede 9000-4100=4900 kg süte eşdeğer olacaktır. Oldukça kaba sayılabilecek bu hesaplamada, farklı verim düzeyi ineklerden elde edilen buzağıların değeri eşit kabul edilmiştir. Oysa yüksek süt verilen sürülere ait hayvanların genellikle daha yüksek fiyatlara satılmaları söz konusudur. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, süt verimi arttıkça işletmenin net karı yükselecektir. Ne var ki bunun her koşulda geçerli olmadığı unutulmamalıdır. Burada özenle dikkate alınması gereken husus, işletmelerin üçünün de sözü edilen en yüksek miktarı üremeye elverişli olanaklara sahip olduklarının varsayıldığıdır. Yoksa koşulları yetersiz olan bir işletmenin yüksek verimi ineklerle çalışıyor olması, onun fazla kar etmesi bir yana, zarar etmesine de yol açabilir. İşletmeler yüksek verimli ineklerle işe başlamış olmakla yetinemezler. Asıl yapılması gereken verimin sürekli olarak arttırılmasıdır. Bu da hem damızlık seçimine, özellikle boğaların seçimine, hem de çevre koşullarını iyileştirmeye önem vermekle sağlanabilir. Yüksek verimli ineklere sahip olmanın en kısa yolu bunları satın almaktır. Yeni üretime başlayacak bir işletme için geçerli olan bu yol, düşük verimli ineklere sahip olanlar için uygun olmayabilir. Bu tip işletmeler, daha yüksek verimli sürülerden, özellikle erkek damızlık ya da sperma satın alarak sürünün gelecek yıllardaki verimini yükseltme yoluna gidebilirler. Yetenekli ve Bilgili İşletmeci</B> Süt sığırı yetiştiriciliği, birkaç farklı işin bir arada ve dikkatli bir şekilde yapılmasını gerektirir. İyi bir işletmeci, hayvanlardan yavru alma, sağım, sürünün bakım ve beslenmesi ile kaba yem üretimi ve depolama konularında yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Bunlara ek olarak iyi bir işletmeci olması beklenen yetiştiricinin ürünün satılması aşamasında iyi bir pazarlamacı, ihtiyaçların satın alınması aşamasında da usta bir alıcı olması zorunludur. Pazarlama</B> Kolay bozulabilen ve saklanması bir takım ek masraflar gerektiren ve yıl boyunca her gün üretimi söz konusu olan sütün çiğ olarak satılması istenir. Bu ancak iyi bir pazarlama ağı ile mümkündür. Gelişmiş ülkelerde çiğ sütün en önemli alıcısı süt fabrikalarıdır. Türkiye’de çiğ sütün doğrudan fabrikalara gitmesi için bir takım uğraşlar vardır. Ne var ki bu konuda henüz önemli bir başarı sağlanabilmiş değildir. Halen en kolay süt satabilen işletmeler büyük tüketim merkezleri civarında kurulmuş olanlardır. Son yıllarda, özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde, süt üreticilerinin kooperatifleri aracılığı ile pazarlama olanaklarını iyileştirme girişimleri başarılı olmuştur. Tüketim merkezlerine uzak bazı işletmelerin sütü yağ, krema ve peynire işleyerek değerlendirme yoluna gitmeleri söz konusudur. Ne var ki bu tip uygulamalar, elde edilen ürünlerin pazarlanması yanında, üretimleri aşamasında da birtakım sorunları beraberinde getirmektedir. 11.3. Sığırcılık İşletmelerinde Genel Olarak Yapılacak Günlük İşler İşletmenin karlılığı açısından oldukça önemlidir ve aşağıda ifade edilmiştir. 1)Yemleme :Genel olarak ifade etmek gerekirse sığırcılık işletmelerinde yemleme ve gübre temizliği günlük işlerin yarıdan çoğunu almaktadır. Bu nedenle yemleme ve gübre temizliğinde sağlanacak iş gücü tasarrufu işletmeye önemli ölçüde ekonomik katkı getirecek niteliktedir. a)Yemlemeyi kolaylaştırma olanakları Kaba ve yoğun yemlerin karıştırılarak verilmesi: Kuru otlar batoz makinesinden veya sapdöverden geçirilmek suretiyle 1,5-3 cm büyüklüğünde parçalanarak diğer kaba yem ve yoğun yemlerle karışacak hale getirmemiz gerekmektedir. Yem katkı maddeleri ilavesiyle de dengeli bir yem karışımı hazırlamış oluruz. Böylece; - Kuru otlardaki taşıma sırasındaki yem kaybı büyük ölçüde azalır. - Parçalanmış yemlerin depo kolaylığı vardır. Günlük yemlerin bir defada verilmesi: Bu yöntem daha çok besi sığırcılığına uygundur. Çünkü besi sığırcılığında iştaha göre besleme uygulanmaktadır. Temel yem hazırlanması: Bu yöntem süt sığırcılığı işletmelerinde kullanılmaktadır. İşletmelere büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu işletmelerde değişik yaş,eşey,canlı ağırlık ve fizyolojik durumda hayvanlar bulunduğundan bunların her biri için ayrı rasyon düzenlemek gerekir.böyle bir uygulama oldukça zaman alır. Oysa tüm hayvanlar için bir temel yem hazırlanarak farklı durumdaki hayvanlara uygun miktarlarda temel yem verilebilir. Böylece sağmal ineklerin yaşama payı,genç dişilerin yaşama payı,gelişme payı,kurudaki ineklerin yaşama payı,gebelik payı bu karışımla karşılanabilir. Daha sonra farklı grupların eksik kalan gereksinimleri yoğun yemlerle desteklenebilir. Temel yem hazırlanırken bu yemin esasını kaba yemler oluşturmakla birlikte enerjiyi desteklemek için ise bir miktarda yoğun yem ilavesi yapılabilir. b)Yemlemede göz önüne alınması gereken diğer konular: Yemlemede etkin bir sonuca ulaşmak için zamanlamanın çok iyi ayarlanması gerekmektedir. Sığırlar sıcak günlerde toplam yem gereksinimlerinin büyük bir kısmını günün geç saatlerinde, kışın yada serin havalarda sabahın erken saatlerinde tüketirler. Bu bakımdan yeşil yemlerin sabahın erken saatlerinde verilmeye hazır hale getirilmesi için bir gün önceden soldurulması gerekmektedir. Yemlemede hangi yemlerin önce verileceği de önem taşımaktadır. İşletme kaba ve yoğun yem karışımı sağlanamıyorsa önce kaba yem sonra ise yoğun yem verilmelidir. Hayvanın bir gün içersinde yem yeme durumuna göre yemin miktarı azaltılıp çoğaltılabilmektedir. Yemlemede dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise,kaba yemlerin yeterince tüketilip tüketilmediğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Çünkü hayvanın yaşama payının tamamı verim payının ise bir kısmı kaba yemden karşılanmaktadır. c) Süt Sığırları İçin Önerilen Bir Günlük Yemleme Programı:Yemleme SaatiYem Çeşidi05:00Haylage06:30Mısır Slajı (Yüksek nemli tane mısır + %18 ham protein içeren tane yem karması) + Kuru ot10:00Haylage + Bir miktar tane yem karması17:00Saat 05:00 verilen yemin aynısı18:30Saat 06:30'da verilen yemin aynısı 2) Sulama: Sığırların genel olarak günlük su gereksinimleri bir yaşına kadar olan sığırlarda vücut ağırlığının %10,bir yaşından büyük sığırlarda ise %6-8’ i kadardır. 3) Sığırların altına serilen yataklığın kontrol edilip gerekli olduğu hallerde değiştirilmesi gerekmektedir. 4)Gerekli olduğu hallerde ahır içi gübre temizliği muhakkak yapılmalıdır.11.4. Süt Sığırlarında Bakım, Besleme ve Yönetim Süt sığırlarında bakım ve yönetim bir dişi hayvanın; doğmasından doğurmasına kadar geçirdiği dönemler izlenerek anlatılacaktır. Bu arada buzağı büyütme ve boğaların kullanımı konularına da değinilecektir. Doğumdan 6 aylık yaşa kadar bir sığır yavrusu buzağı olarak isimlendirilir. Altı-On iki aylık yaştaki hayvanlara dana denir. Eğer söz konusu hayvan erkek ise, erkek dana, dişi ise dişi dana olarak adlandırılır. Bir yaşını dolduran sığırların isimlendirilmesinde cinsiyete göre farklılık vardır. Bir yaşından büyük erkeklere tosun, dişilere düve denir. Eğer bir tosun damızlıkta kullanılırsa boğa olarak nitelendirilir. Bu düve gebe kaldığında gebe düve, doğurunca inek adını alır. Tosun ya da boğa kastre edilmiş yani cinsel aktivitesi önlenmiş ise öküz adını alır. 11.4.1. Doğum Bir ineğin doğuracağı tarih, aşım kayıtları varsa kolaylıkla tahmin edilebilir. Sığırlarda gebelik süresi ortalama 280 gün ( 9 ay 10 gün ) dür. Bazı durumlarda 240 gün gibi daha kısa ya da 320 gibi daha uzun süren gebeliklerden de sağlıklı yavrular elde edilebilir. Aşım kayıtları tutulmayan sürülerde doğum yaklaştığı, hayvanın hareketleri ve vücudunda meydana gelen değişmelerden kestirilebilir. Doğumu yaklaşan ineklerde en önemli belirti memenin gelişmesidir. Bunun dışında hayvan sakinleşir ve hareketleri yavaşlar, gerginleşir, vulva şişer ve mukoz akıntı artar, sağrı bağlarının gevşemesi nedeniyle kuyruğun etrafında çukurluk oluşur, karnın üst kısmı hafifçe içeri çöker. ![]() Resim 11.1. Doğumun başlangıcı. Kayıtlardan ya da dış görünüşlerden yararlanılarak yaklaşık 1 hafta sonra doğuracağı tahmin edilen hayvan doğum bölmesine alınmalıdır. Doğum bölümleri ahırda bu amaçla yapılmış, yaklaşık 12-16 m2'lik alanlardır. Temiz ve dezenfekte edilmiş doğum bölmesine bol yataklık serilmesi ve hayvan doğum gerçekleşinceye kadar bağlanmamalıdır. Doğum ise mutlaka veteriner hekim kontrolünde yaptırılmalıdır. Doğum olayını iki ana gruba ayırabiliriz. Genital Yolların Dilatastonu : Bunun asıl nedeni döl yatağı kaslarının yavruyu dışarı çıkartmak için yaptığı basınçtır. Yaklaşık 4-6 saattir. Dışarı Atma ilatasyondan hemen sonra gelir. Döl yatağı ve karın kaslarının yavruyu dışarıya itişinin sonucudur. Bu aşamada yetiştiriciye gerek duyulabilir. İneğin yatış pozisyonu da önemli olup yavrunun çıkışını kolaylaştırır. 11.4.2. Buzağıların Bakımı, Beslemesi ve Kontrolü Sağlıklı bir yavru alınabilmesi için yetiştirici,buzağının dünyaya gelmesi anında gelebilecek sorunlara müdahale için iyi bir gözlemci olmak zorundadır. Doğum sonrasında ise buzağılar mikroorganizmalarla tanışmadıkları için mikropsuz bir ortam sağlanması şarttır. Bundan dolayı buzağılara uygulanması gereken ilk tıbbi müdahale şunlardır. - Nefes almada herhangi bir problem var ise yardımcı olmamız gerekmektedir. - Göbek bağının dezenfekte edilmesi gerekmektedir. - Doğumdan sonra yavruyu annesinin yalaması sağlanmalıdır. Eğer anne yalamıyorsa temiz ve kuru bir bezle yavru güzelce temizlenmelidir. - Buzağılar için ayrılan yerin hijyenik durumunun kontrol edilip, kuru samandan oluşan yataklık serilmelidir. - Buzağıyı ilk 24 saat kontrol altında tutmamız lazım ve annesinden ayırmamız gerekmektedir. - Ağız sütü vermemiz gerekmektedir.![]() Resim 11.2. Yeni doğmuş bir buzağı. Buzağılar, tanınmalarını sağlamak amacıyla numaralanırlar. Numaralama işlemi, kulağa plastik veya metal numara takılarak yapılabildiği gibi döğmeyi andıran bir teknikle ( tetovir ) numaranın kulak içine yazılması şeklinde de yapılır. Bunların dışında tanımayı sağlayacak numaraların sıcak ve soğuk dağlama ile vücudun uygun yerlerine yazılması da mümkündür.![]() Resim 11.3. Modern bir işaretleme yöntemi. Süt içme devresinde buzağıların ayrı ayrı bölmelerde ( buzağı bölmeleri ) ya da gruplar halinde tutulmaları söz konusudur. Özellikle, besleme kolaylığı, bireysel izleme imkanı vermesi ve hastalıkların yayılmasını önleyici etkisi nedeniyle bireysel barındırma tercih edilmelidir. Buzağılar için optimum sıcaklık 10-150C olmasına rağmen çok soğuk olmayan yörelerde, örneğin İç Anadolu Bölgesi’nde herhangi bölmelerde büyütmek mümkündür. Buzağılar için asıl problemin soğuk değil, çok sık ve ani sıcaklık değişmeleri olduğu bilinmelidir. - Buzağının Beslenmesi Buzağılar doğumdan hemen sonra yaklaşık üç litre ağız sütü (Kolastrum) verilmeli ve annesini emmeye alıştırılmalıdır. İkinci öğün ise yaklaşık 12 saat sonra verilmelidir. İlk 24 saat içinde annesini emmeye izin verilmeli ve bu devreden sonra annesinden ayrılmalıdır. Dördüncü güne kadar ağız sütü ile beslenmelidir. Ağız sütü,buzağıların bağırsaklarını temizler,hastalıklara karşı korur direncini artırır,buzağı sağlam yapılı olur. Buzağıya ikinci gününden sonra yeter miktarda suyunun da verilmesi gerekmektedir. Birinci günden sonra buzağı elle beslemeye alıştırılmalıdır. Elle besleme sayesinde ne kadar süt verileceği hesaplanır ve bu sayede yetersiz besleme ve fazla süt içirmenin zararları önlenmiş olur. Buzağılara kapla süt verilecekse kaplar temiz olmalı ve sütün sıcaklığı 36-37 derece olmalıdır. Buzağılara 4-27. Günler arasında süt yada süt ikame yemi,buzağı başlangıç yemi ve su verilmelidir. Verilecek süt ikame yeminin kuru maddesi %11-12,5 olmalı ve yavruya doğum ağırlığının %10’u kadar soğuk havalarda ise (-10,-15 derecede) %25-50 ek kuru madde verilmelidir.![]() Resim 11.4. Emzirmede sağılacak inek buzağısını yanında ister. 28-35. günler arasında günde 700-900 gram buzağı başlangıç yemi verilmelidir. Su daima hazır bulundurulmalıdır. İleri aşamalarda buzağı başlangıç yemi tüketimine bağlı olarak süt yada süt ikame yemleri %25-50 azaltılmalıdır. 56. güne gelinceye kadar günlük buzağı başlangıç yemi tüketimi arzulanan düzeye gelince süt yada süt ikame yemi kesilmelidir. Buzağı yaklaşık 8-10 haftalık oluncaya kadar kaba yem verilmemelidir. Sütten kesilen buzağılar genellikle küçük gruplar halinde barındırılırlar. Grupların yaş ve ağırlık olarak birbirine yakın hayvanlardan oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Erkek ve dişi buzağılar 4-5 aylık yaşa kadar aynı grupta tutulabilirler. Fakat bu çağdan sonra grupların oluşturulmasında yaş ve ağırlık yanında cinsiyette de göz önüne alınmalıdır. ![]() Resim 11.5. Buzağılara kova ile de süt verilebilir. Dişi buzağıların hemen tamamı damızlıkta kullanılmak üzere, erkeklerin ise büyük bir bölümü veya tamamı et üretimi amacıyla büyütülür. Bu nedenle erkeklerle dişilerin bakım ve beslenmelerinde farklı yollar izlenir. Sütten kesilen dişi buzağılar ilk kez damızlıkta kullanılacakları çağa kadar işletmeye fazla yük getirmezler. Bu dönemdeki bakım ve besleme, hayvanların ilk aşım yaşında, ırka özgü ilk damızlıkta kullanma ağırlığına ulaşmasını sağlayacak biçimde düzenlenir. Sütten kesilen buzağılara hayvan başına yaklaşık günde yarım ila iki kilo arasında kesif yem ve iyi kaliteli kuru ot verilir. Ayrıca önlerinde devamlı temiz su bulundurmamız gerekmektedir. Altı aylık oluncaya kadar buzağılara verilecek kesif yeme; %24 Arpa,%25 Buğday,%20 Yulaf,%10 Ayçiçeği Küspesi,%20 Soya Fasulyesi Küspesi,%0,5 Mineral Karması + Tuz,%0,5 Vitamin karması örnek olabilir.11.4.3. Dana ve Düvelerin Bakımı Ve Beslenmesi Hepimizin bildiği gibi 6 ila 12 aylık yaşta olan yavruya dana,12 . aydan doğuma kadar olan yaşta ise dişi sığıra düve diyoruz. Daha önceki konularımızda yavrunun altıncı ayına kadar ki bakım ve beslemesini anlatmıştık. Bu dönemden sonra ise erkek ve dişi danalar ayrılırlar. Damızlığa alınan erkek danalar özel bir bakım ve beslemeye tabii tutulur,diğerleri ise kasaplık olarak besiye alınır. Dişi danalardan;kuvvetli,canlı,düzgün,sağlıklı,düzgün vücutlu ve derisi yumuşak olanlar damızlığa ayrılırlar. Erkek ve dişi danalar merada beslenmeleri en iyi usuldür. Hayvanlar günde 15-20 kg mera otu yerler ve böylece ihtiyaçlarını tümüyle karşılamış olurlar. Otlatma yaptığımız mera şayet iyi kalitede ota sahip değilse yaklaşık günde bir kilo karma yem desteklemesi gerekmektedir. Şayet işletmenin merası yok ise günde yarım ila iki kilo arasında kesif yem,kaliteli kuru ot,kuru yoncada verilmelidir. İster merada ,ister ahırda beslensin,danalara mineral madde ve tuz vermek şarttır. Mineral karması verilebilir,önlerine içersinde bir çok mineral bulunan yalama taşı konabilir.![]() Resim 11.1. Dengeli beslenme çok önemlidir. Birinci yıldan sonraki dönemde düvelerin ihtiyacına tam olarak cevap verilmelidir. Bilindiği gibi vücut gelişmesi,cinsel olgunluk,fertilite,memenin fonksiyon göstermesi ve süt üretimi;yem rasyonlarıyla sağlanacak gelişmesine bağlıdır. Bu sebepten düvelere kesif yem verilmeye devam edilir ve fazla kaba yem verilmez bunun yerine besleyici yemler tercih edilir. Elde mevcut olan yemlere göre ; - Kuru Çayır Otu + Çayır Slajı Kuru Çayır Otu + Yemlik Pancar Kuru Çayır Otu + Mısır Slajı + Çayır Slajı şeklinde yemleme yapılabir. Bu yemlere mineralde eklenir.![]() Resim 11.1. Kesif yem yanında kaliteli ot da verilmelidir. C.A. (kg) K.M. (kg)U.F.PRO. (g)CA. (g) Karoten (mg)VİDT (IU)P (g)1002,72,62851611800111503,83,233518,613,7 100013,7 204,83,637019,6151200152505,74,138018,515120015300 6,74,6395------------3507,54,7410------------4008,34,8430------------4508,95,0435------------5009,45,2450------------11.4.4. Süt İneklerinin Bakımı ve Beslenmesi Bilindiği üzere gebe bir düve doğumdan sonra inek ismi ile adlandırılmaktadır. Sığırlarda, doğumun çoğunlukla normal olduğu fakat sorun çıktığında da yardım gerektiği daha önce belirtilmiştir. Doğuran bir ineğin, doğumu izleyen 8 saat içerisinde yavru zarlarını atması beklenir. Sonun atılması olarak isimlendirilen bu olayın gecikmesi söz konusu ise, 48 saati geçirmeden, deneyimli bir veteriner hekim tarafından müdahale edilmesi sağlanmalıdır. İnekler sonu yeme eğilimindedirler. Sonu önlemek için ineklerin son atılıncaya kadar kontrol altında tutulmaları ya da bağlanmaları uygundur. Doğumla birlikte süt üretimi de başlar ve inek kuruya çıkncaya yada çıkarılıncaya dek sürer. Doğumu izleyen ilk 2-5 günde analarıyla birlikte olan buzağılar , çoğunlukla üretilen sütün tamamını tüketemezler. Bu nedenle, buzağının bıraktığı süt mutlaka sağılmalıdır. Eğer elden emzirme uygulanmakta ise sağım, ikiden az olmamak üzere, günün belirli zamanlarında yapılmalıdır. Yeni doğuran ineklerde meme ödemli olduğundan tam sağım yapılmayabilir. Böyle durumlarda inek sürüye katılıncaya dek yaklaşık bir hafta daha sık sağılmalıdır. İneklerden yılda bir buzağı almak amaçtır. Bu nedenle doğumu takiben en geç 70-90. günler arasında ineğin tekrar gebe kalması istenir. Gebe kalan ineklerin gebeliklerinin 7. ayının sonunda sağılmalarından vazgeçilmelidir. Kuruya çıkarma olarak adlandırılan bu işlemden doğuruncaya kadar geçen süre kuruda kalma süresi olarak adlandırılır. - Süt İneğinin Beslenmesi İneğin süt üretimindeki artış dikkatlice yapılmış seleksiyon ve çevre şartlarının düzeltilmesinin bir sonucudur. Beslenme; sütün kalitesi,miktarı ve hayvan sağlığı bakımından ilk sırada yer alır. Hayvanların gıda maddelerine olan ihtiyacı,yaşamlarını asgari düzeyde sürdürebilmek ve üretmek için gereksinim duydukları bütün gıdanın verilmesi demektir.Gıda gereksinimi canlı ağırlık,günlük üretilen süt miktarı,ilk doğumunu yapmış olanların muhtemel gelişmesiyle laktasyonun ikinci döneminde ağırlık artışı,gebelik ve barınak tipi gibi faktörler etkilidir. Gıda gereksinimleri enerji,protein,mineral maddeler,vitamin ve su gibi öğelerdir. Geviş getiren hayvanlar öncelikle kaba yemleri tercih ederler. Özel sindirim sistemlerine sahip olduklarından bu yemlerden gerekli gıdayı alabilirler. Geviş getiren hayvanların midesi dört gözlüdür. İlk üçüne karıncık diğerine ise asıl mide adı verilir. Karıncık denilen midede bulunan bakteriler kendi yaşam ve gelişmeleri için besin madde gereksinimlerini burada karşılarlar. Bu işlemle asetik asit,propiyonik asit,bütürük asit gibi uçucu yağ asitleri oluşur. Bu yağ asitleri sığıra gereksinim duydukları enerjinin büyük bir bölümünü sağlarlar. Asıl midede ise sığır için gerekli protein sağlanır. Ayrıca sütteki mevcut yağ ve protein miktarı karıncıktaki fermantasyona bağlıdır. Hayvan için hazırlanacak rasyonlarda az kaba yem kullanımı karıncıkta asetik asit üretimini frenler ve bu durum sütteki yağ miktarının düşük olmasına neden olur. Sağılan ineklerde yemleme süt verimine göre yapılmaktadır. Mineral madde ve tuz eksiği kontrol edilmelidir. Küspe artışı birdenbire yapılmamalıdır. Kuru yemlerle yapılan yemlemede suya dikkat edilmelidir. Hayvanların beslenmesinde rasyon iki şekilde hazırlanır. Bütün ihtiyaçları hep birlikte dikkate alınarak rasyon hazırlanır. Yaşama ve Verim Payları ayrı ayrı hesaplanır. Evcil hayvanların yemlerle aldıkları besin maddelerinin bir kısmını(%33-60)hayatlarının devamı için sarfaderler ve geri kalan kısmını ise insanlar için gerekli hayvansal ürünlere çevirirler. Yaşama Payı ihtiyaçları hayvanın yaşamını devam ettirmesi ve hiçbir verim vermeden organizma faaliyetlerinin minimum durumda olduğu zaman vücut yapısını sağlam tutacak besin madde gereksinimlerine yaşama payı ihtiyaçları denir. Yukarda bahsettiğimiz kaba yemler hayvanın yaşama payı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde olmalıdır. Süt ineklerinin her 100 kg da canlı ağırlık için kaba yem ihtiyacı 1,5-2,5 kg’ dır. Verilecek bu miktarda kaba yem iyi kalitede olursa birazda verim payını karşılayabiliriz. İnsanların faydalanacağı hayvansal ürünlerin üretimi ise verim payı verim payı ihtiyaçlarının hayvanların yaş,cins,verim cinsine karşılanmalıdır. Verim payı ihtiyaçları genelde kesif yemlerle karşılanmaktadır. Hayvanların kesif yem miktarları : a) Irk ve süt verimine göre hesaplanır. b) Yağ verimine hesaplanır : Yağ verimine göre kesif yem miktarının hesaplanmasında iki metot uygulanır. - Süt ineğinin günlük kesif yem miktarı ineğin haftalık yağ verimi kadardır. Örneğin :İneğimiz bir günde %4 yağlı 20 kg kadar süt versin. Kesif Yem İhtiyacımız = 20 x 0,04 x 7 = 5,5 Kg/gün - Bu verime sahip bir ineğin günlük kesif yem ihtiyacı ineğin aylık yağ veriminin 4,4 sabitine bölünmesiyle de bulunur. 20x0,04x30/4,4 = 5,5 kg/gün. Hayvanın yaşam faaliyetlerinin devamı ve ürünlerinin miktar ve kalitesinin arttırılması için yemleme bir gün içersinde çok defa yapılmalıdır. Kesif yemler bir günde 4-6 defa kaba yemler ise günde iki defa verilmelidir. Az miktarda sık yemleme hayvanların besin maddelerinden yararlanma yüzdesini artırmaktadır. Şayet temel rasyon orta kalitedeki kuru otlardan oluşuyorsa verilecek kesif yemin miktarında aşağıdaki miktarlardan faydalanabiliriz.Günlük Süt Üretimi (kg)101520253035Günlük Keşif Yem Miktarı (kg)2,54,56,58,510,512,5 Hayatın devamı için organizmadaki günlük fizyolojik fonksiyonların sürekli ve muntazam bir şekilde yürütülmesi için aşağıdaki maddelerin üzerinde durulması gerekmektedir. 1. Sıcaklık: Sığırların vücut sıcaklığı 37-41 derecedir. Vücut sıcaklığının devamlı olarak bu seviyede tutulması için gerekli olan çevre sıcaklığı 11-12 derece olmalıdır. Çevre sıcaklığının çok fazla artması süt hayvanlarında metabolizma faaliyetlerini arttırır,besin madde sarfiyatını yükseltir,buna paralel olarak süt verimi düşer. Böyle zamanlarda serin yerler soruna çözüm olabilmektedir. 2. Enerji: Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre hayvanların yaşama payları için gerekli olan enerji hayvanın canlı ağırlığının 0,87 inci kuvvet faktörü kadardır. 3. Protein İhtiyaçları: Protein hayatın devamlığı için en önemli besin maddesidir. Hücrelerin tekrar yerine konulmasında, yıpranan hücrelerin tamirinde, tırnak, kıl, tüy,boynuzların büyümesinde, gerekli hormonların salgılanmasında, vücudun korunması için bağışıklık maddelerinin yapımında vb. bir çok metabolik olaylarda mutlak suretle ihtiyaç vardır. Rasyonel beslenme içersinde protein ihtiyaçlarını bilmek ve hesaplamak en önemli konudur. Hayvanlarda minimum protein miktarı üzerinde yapılan denemelerde sığırlarda her 100 kg canlı ağırlık için 45-55 g ham proteine ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. 4. Mineral Madde İhtiyacı: Yaşama Payı İhtiyacını karşılayacak şekilde hazırlanmış bir rasyon yaşama payı için gerekli olan mineral madde ihtiyacını tuz hariç genelde karşılamaktadır. 5. Vitaminler: Yaşama payı için verilecek yem hayvanların ihtiyacı olan vitaminleri mutlak suretle karşılayacak özelliğe sahip olmalıdır. Normal yemlerle hazırlanmış bir rasyon yaşama payı için gerekli olan A ve D vitamin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmektedir. B vitamini ise ruminantların ön midelerinde bakteriler tarafından sentezlendiğinden yaşama payı ihtiyacını karşılamaktadır. 6. Su İhtiyacı: Hayatın idamesi için yapılan beslemede bir önemli konu ise sudur. Yeterince temiz ve ısısı 10-15 derece aralığında olan su hayvanın hoşlanarak içeceği özellikte olan sudur. Hayvanlara verilecek su miktarı, hayvanın yediği yemin cinsine, yemdeki mineral madde miktarına, muhitin ısı ve rutubetine ve çeşitli verimlerine bağlıdır. 7. Yağ Asitleri: Günlük hazırlanan normal yemler hayvanın yaşama payı için gerekli olan yağı sağlamaktadır. Bu yüzden yağ takviyesine gerek yoktur. 8. Hava: Barınaktaki oksijen yetersizliği de oldukça önemlidir. Oksijen yetersizliği hayvanın hemen ölümüne neden olmaktadır. Bu sebeple ahırlarda havalandırma tertibatının bulunması şarttır. 9. Kuru Madde: Büyükbaş hayvanların (sığır) canlı ağırlığın 1/40 oranında kuru maddeye ihtiyacı vardır. Yaşama Payı İhtiyaçlarının Karşılanmasında Kullanılan Yemler; Birçok işletmede hayvanların yaşama payı ihtiyaçları elde mevcut mera yemleri ile veya kaba ve sulu yemlerle karşılanmaktadır. Beslenmenin ekonomik olması için işletmeye ait yemlerin kullanılması en doğru yoldur. Hayvanların ihtiyacı olan kaba yemi kendisi üretmeyen işletmeler dışardan karşılama yoluna gitmektedir. Genel olarak kullanılan kaba yemler şunlardır ; saman, kavuz, çeşitli kuru otlar, muhtelif otlardan yapılmış kesler, mısır sapı, bazı ağaç yaprakları ve sürgünleri, şeker pancarının yaş-kuru posaları, baş ve yaprakları(kurutulmuş, silo edilmiş), mısır hasılı ve diğer yeşil yemler ve bunların silo yemleri, hayvan pancarı vb. Orta kalitedeki meralar yaşama payından fazlasını karşılamaktadır.11.4.5. Gebe Hayvanların Bakımı ve Beslenmesi Gebe hayvanlarda hayvanın kuruya çıktığı dönemde çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Gebeliğin son bir haftasında karbonhidratlarla beslenme yapılmalı yemler vitamin A bakımından zengin olmalıdır. Gebe hayvanlara karbonhidratça fakir yemler verilmemelidir. Aksi takdirde kandaki şeker miktarı düşmektedir. Gebe ineklere şişkinlik yapan yemler, küflü yem, kepek, küspe verilmemelidir. Bu yemler yavru atmaya sebep olurlar. Gebe hayvanlara soğuk yem ve soğuk su verilmemelidir. İçecekleri suyun ısısı 18 °C olmalıdır. Isı 18 °C üzerine çıkarsa hayvan fazlaca su tüketir ve şişkinlik yapar, hayvan yem yiyemez. Merada otlatma yapılacaksa, otlatma saat 14.00 de ve akşam saatlerinde yapılmalıdır. Gebe hayvanlara doğumdan bir hafta önce üç kg kadar kesif yem vermeye başlamalıyız. Doğumdan sonra ise kesif yem miktarı dereceli olarak üç günde bir kg arttırılmalıdır. Kuruya çıkarma gebe hayvanlardan doğumdan 1,5-2 ay önce olmaktadır. Kuruya çıkarılmadan iki üç gün önce kesif yem kesilmelidir veya 1,5-2,5 kg’ dan fazla kesif yem kullanmak gereksizdir. Böylece süt verimi azalacak ve kuruya çıkarma kolaylaşacaktır. Ayrıca yine bu dönemde ; aşırı ölçüde kuru ot, yonca ve silaj (7-8 kg’ dan fazlası) kullanmak iyi değildir. Vitamin ilaveleri de yararlı olacaktır. Göz önünde tutulması gereken diğer bir nokta ise Kalsiyum ve fosfor miktarı ve dengesidir. 11.4.6. Boğaların Bakım Ve Beslenmesi Sağlıklı ve verimli yavrular elde etmek için vasıflı, üstün verimli boğalara ihtiyaç vardır. Damızlıkta kullanılacak hayvanlar buzağı döneminden itibaren çok iyi bakıma alınırlar. Bunlar özel olarak beslenirler. -Boğa Beslemede Üç Dönem Boğalar ergin hale gelinceye kadar geçirdikleri üç dönemde farklı şekilde beslenirler. Bu üç dönem ; buzağı dönemi, Gelişme dönemi, boğalık dönemi olarak adlandırılır. 1. Buzağı Döneminde Besleme: Daha önceki konularımızda buzağı besleme izah edilmiştir. Damızlık olsun olmasın doğumdan sonraki ilk haftalarda bütün buzağıların beslenmesi aynidir. Birinci hafta başında Montofon ve Holştayn buzağılara 3-4 kg/gün süt verilir. Jersey buzağılara 1,5-2 jg/gün süt verilir. Genel olarak içirilecek süt miktarı buzağının canlı ağırlığının onda biri kadardır. İkinci hafta boğa olacak buzağılar seçilir. Bunlar özel bakım ve beslemeye alınır. Süt ile besleme yanında buzağılara başka yemlerde yedirilir. Bunlar; kaliteli kaba yemler, kuru yonca, kuru ot ve kesif yem gibi yemlerdir. 2. Gelişme döneminde besleme: Beslemede gelişme dönemi çok önemlidir. Buzağılar dört aylık olduktan sonra da özel olarak beslemeye devam edilmelidir. Verilen kuru ot, çeşitli otlardan oluşmalıdır. Yonca ve korunga ihmal edilmemelidir. Yedirilen otlar uygun biçim zamanında biçilmeli ve sarartılmadan kurutularak depolanmalıdır. Boğa adaylarına kışın ve baharda havuç da verilmelidir. Boğa adaylarına gelişme döneminde verilecek kesif yem örnekleri aşağıdadır: 1. ÖrnekYEMLERMİKTARLARYulaf Kırması40 kısımSoya Küspesi15 kısım1. Kalite Pamuk Tohumu Küspesi10 kısım1. Kalite Ayçiçeği Tohumu Küspesi10 kısımKeten Tohumu Küspesi10 kısımBuğday Kepeği8 kısımTicari Mineral Karma2 kısımİyi Kalite Balık Unu5 kısım 2. ÖrnekYEMLERMİKTARLARYulaf Kırması45 kısımSoya Küspesi15 kısım1. Kalite Pamuk Tohumu Küspesi15 kısım1. Kalite Ayçiçeği Tohumu Küspesi10 kısımBakla Kırması8 kısımTicari Mineral Karma2 kısımİyi Kalite Balık Unu5 kısım3. Boğalık Döneminde Beslenme: ![]() Resim 11.1. İyi beslenmiş bir boğa. Boğalar içersinde zengin besin maddeleri olan yemlerle beslenmelidir. Yemlerin taze, temiz ve kaliteli olması gerekir. Boğalar gelişme dönemindeki yemlerle beslenmeye devam edilirler. Ancak aşım durumuna göre hayvanın ihtiyaç duyacağı miktarda protein ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla günde 4-6 yumurta, 1-2 kg kuru üzüm ilave olarak verilmelidir. Ayrıca sperma verimini artırmak ve kaliteli sperma almak amacıyla zaman zaman havuç vermek de uygundur. Zira havuç boğaların ihtiyaç duydukları vitamin bakımından oldukça zengindir.900 kg Canlı Ağırlık İçinMiktarlarÇeşitli türlerde iyi kalite kuru ot3 kgYonca otu4 kgHavuç3 kgKonsantre yem3,5 kg 1100 kg Canlı Ağırlık İçinMiktarlarÇeşitli türlerde iyi kalite kuru ot4 kgYonca otu5 kgHavuç3 kgKonsantre yem4 kgHoştayn ve Montofon Damızlık Erkek Buzağılar İçin Günlük Süt ve Yem Tüketimi Miktarları Yaş (hafta)Tam Yağlı Süt (kg)Yavan Süt (kg)İyi Kalite Kuru Ot (g)Buzağı Konsantre Yemi (g)25--100 35,5-10020046-15030057-20040068-25050079130060088240070097350010001064600120011557 00140012468001600133790017001428100018001519100020 0016-910002000Jersey Damızlık Erkek Buzağılar İçin Günlük Süt ve Yem Tüketimi Miktarları Yaş (hafta)Tam Yağlı Süt (kg)Yavan Süt (kg)İyi Kalite Kuru Ot (g)Buzağı Konsantre Yemi (g)24--5035-50010046-10020056-15030066-20040075125050084225060093330070010244008001115450 90012-6500100013-6600120014-6700140015-6800160016-6900160011.5. Süt Sığırcılığında Laktasyon ve Bakım 11.5.1. Laktasyon Doğumu takiben süt üretimi başlar. Daha öncede açıklandığı gibi ilk günlerde elde edilen ağız sütü normal sütten oldukça farklıdır. Ağız sütü 3. günden sonra normal süte dönmeye başlar ve 5-7 gün içerisinde tamamen normal süt haline gelir. Doğumu takiben süt üretiminin başlaması laktasyonun başlaması olarak adlandırılır. Hayvanın iki doğumu arasında sağıldığı süre de laktasyon süresidir. Sığırda laktasyon süresinin 10 ay ( 305 gün ) olması istenir. Böylece yılda bir doğum elde edilebildiği gibi, memenin bir sonraki laktasyona hazırlanması için gerekli olan 60 günlük süre de ( kuru dönem ) sağlanmış olur. Sığırlarda laktasyonun başında süt verimi bir miktar düşüktür. Doğumdan sonra yavaş yavaş artarak 1.5-2 ay sonra en yüksek noktasına ulaşır. Bu dönemden sonra da tekrar azalmaya başlar. Eğer inek daha önce kuruya çıkmamış ise doğumuna yaklaşık 2 ay kala sağıma son verilir. Laktasyon süresinde sadece günlük süt verimi değişmez. Sütün yağ ve protein oranı da değişir ve her ikisi de süt verimindeki azalmanın aksine artar. 11.5.2. Sağım Süt sığırcılığı işletmelerinde sağım günlük işler içinde en çok üzerinde durulması gereken konulardan birisidir. Sağımın usulüce uygun olarak yapılması hayvanlardan elde edilebilecek verimin tamamının alınması, meme sağlığının korunması ve nitelikli süt eldesi bakımından önem taşır. Anlaşılacağı üzere bütün bunlar işletmenin karlılığını doğrudan etkileyen etmenlerdir. ![]() Resim 11.6. İneğin memesi. Sağım elle ve makineli olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Makineli sağım birkaç küçük sakıncası dışında her yönden elle sağılma üstündür. Bu durum aşağıda geniş olarak tartışılmıştır. a) Elle Sağım Günümüzde pek çok işletmede sağıl elle yapılmaktadır. Uygun şekilde yapıldığı takdirde bu yöntemle hayvanların meme sağlığının daha yakından izlenmesi ve korunması olanaklıdır. Elle sağım iyi şekilde nasıl yapılır? Temiz süt elde edebilmek için her şeyden önce hayvanın özellikle meme bölgesinin temiz olması gerekir. Her gün bir defa yapılacak tımar hayvanda yeterli düzeyde genel vücut temizliği sağlayabilir. Sağım öncesinde memenin suyla yıkanması gereklidir. Olanak varsa yıkama suyunun vücut sıcaklığına yakın olmasında fayda vardır. Böylece kirler daha kolay çıkar ve hayvan ılık suyla yıkanmaktan hoşlanır. Yıkama işlemi bir sünger yardımıyla kolayca yapılabilir. Ancak burada unutulmaması gereken sadece memenin temizlenmesi değil aynı zamanda bu işlemin bir masaj etkisi göstermesidir. Bu nedenle işlemin meme temizlenmiş olsa dahi bir dakika kadar devam ettirilmesi gerekir. Böylece sütün salgılanması için hormonal etki tam olarak ortaya çıkarılmış olur. Bu etki o kadar önemlidir ki bazı ineklerde yeteri kadar masaj yapıldığında süt kendiliğinden meme başlarından akmaya başlar. Temizlik ve masajdan sonra meme temiz bir havlu yardımı ile kurulanmalıdır. Islak bir memeden rahatlıkla sağım yapılmayacağı gibi meme başları kaygan olmayacağı için inek rahatsız olur ve tekme atlatabilir. Kurulmadan sonra sağımcının avuç içlerini vazelin ile yağlaması gerekir. Vazelin işletmede başka amaçlarla da kullanıldığından fazla alınmasının sakıncası yoktur. Bu işlemler hızla tamamlandıktan sonra hemen sağım işine geçilmeli ve sağım çabuklukla yapılıp bitirilmelidir. Çünkü masaj etkisi ile salgılanan oksitosin etkisi 8-10 dakika kadar devam eder. Sağım bu süre içinde bitirilmezse yeni bir masaj gerekebilir. İneğin süt akıtma hızına da bağlı olmakla birlikte iyi bir sağıcı dakikada 1 litre süt sağılabilir. Sağımda meme başlarının kaygan hale getirilmesi için süte ıslatma kesinlikle yapılmamalıdır. Ülkemizde elle yapılan sağımda hemen hemen bütün yetiştiricilerin uyguladığı bu yöntem son derece zararlıdır. Çünkü sağımdan sonra meme başlarının girintileri üzerinde kalan süt artıkları mikropların üremesi için son derece uygun bir ortam hazırlar. Bu durum sürüde matitisin (meme iltihabı) yayılmasından önemli bir etmendir. Usulüne uygun bir sağımdan son meme başlarının mikrop üremesini önleyici bazı preparatlarla ilaçlanması da gereklidir. ![]() Resim 11.7. Süt sağımı. Ülkemizdeki yetiştiricilerin bir başka kötü alışkanlığı da ineklerin buzağısına gösterilerek yani önce buzağının bir miktar süt emmesine izin verildikten sonra sağıma geçmesidir. Bazı yetiştiriciler sağım bittikten sonra aynı buzağıyı tekrar anasının yanına bırakmakta ve kalan sütün tamamının yavru tarafından alınmasını sağlamaktadır. Bu yöntemin iyi tarafı memede hiçbir zaman kalıntı olmaması dolayısıyla mastit tehlikesinin azalmasıdır. Belki bu yolla inekten biraz fazla süt de alınabilmektedir. Ancak yönetimin birçok sakıncaları vardır. Bunlarda en önemlisi böyle alıştırılan ineklerin makineli sağım yapan işletmeler tarafından satın alındıklarında makineyi alışmakta büyük güçlük çıkarmaları ve çoğunlukla bu hayvanların makine ile sağımlarına olarak bulunmamasıdır. Öte yandan buzağı göstererek sağım, işgücü gereksinimini birkaç kat arttırmaktadır. Bu yöntemde inekten alınan toplam süt biraz fazla olmakla birlikte satışa sunulacak süt miktarı azalmaktadır. Çünkü buzağının içeceği süt miktarını tam olarak denetlemek olası değildir. İnek herzaman için bir miktar sütü buzağısına saklayacaktır ve bunun alınması nacak doğal emiştirme ile olasıdır. Sonuçta bazı buzağılar gereğinden fazla süt içeceğinden hem buzağı besleme maliyeti yükselmekte hem de fazla içilen süt nedeniyle ishal gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Sütün olabildiğince temiz elde edilebilmesi için sağım tercihen açık havada yapılmalı, bu olanak yoksa ahır içi sağım öncesinden havalandırılmalıdır. Sağım başlamadan önce memelerin mastit yönünden kontrolü yapılmalıdır. Bu amaçla her meme başından 3-4 cc kadar süt siyah bir zemin üzerine sağılarak gözle muayene edilmeli ve sütün normal kıvamda olup olmadığı denetlenmelidir. Şüpheli hayvanlarda daha kesin sonuçlar veren yöntemlerle mastit aranmalıdır. Sağılan bu sütler kesinlikle yere dökülmemelidir. En iyisi bu amaçla kullanılmak üzere yapılmış plastik kaplardan yararlanılmasıdır. Elle sağım meme başlarının şekil ve büyüklüğüne bağlı olarak üç şekilde yapılabilir. -Avuç içi sağım: Elle sağımın en elverişli yöntemidir. Meme başlarının yeteri kadar uzun ve avuç içini dolduracak çapta olması halinde uygulanabilir. Bu yöntemde, yukarıda anlatılan hazırlık işlemleri yapıldıktan sonra meme başı üst kısmından baş ve işaret parmaklarıyla sıkıştırılarak boğulur. Böylece bir miktar süt meme başı kanalı içine hapsedilmiş olur. Sonra sırasıyla orta parmak ve diğerleri sıkılmak suretiyle bu sütün dışarıya fışkırması sağlanır. Baş ve işaret parmakları gevşetilerek sütün tekrar meme başı kanalına dolması sağlanır. Baş ve işaret parmakları gevşetilerek sütün tekrar meme başı kanalına dolması sağlanır, aynı işlemlerin iki elle birden seri olarak tekrarlanması sonucu sağım gerçekleştirilir. Usulüne uygun olarak yapılan sağım işlemi ineği rahatlatan bir uygulamadır. Zamanı geldiğinde sağılmayan hayvanlar bundan rahatsız olurlar. Serbest ahırlarda sağım saati yaklaştığında sağmal inekler sağımhanenin önünde beklemeye başlarlar. Bu duruma sağım sırasında verilecek yoğun yem beklentisinin olduğu kadar rahatlatma isteğinin de etkisi vardır. -Baş parmağı bükerek sağım: Bu yöntemde baş parmaklar bükülerek meme başları yakalanır ve meme başı en üst kısımdan baş parmağın eklem yeri ve işaret parmağı yardımıyla boğulur. Daha sonra diğer parmaklar sırasıyla sıkılarak avuç içi sağımda olduğu gibi sütün fışkırması sağlanır. -İki parmakla sağım: Daha çok meme başları küçük ineklere uygulanır. Bu yöntemde de baş ve işaret parmakları ile meme başı üst kısmından sıkılır ve bu iki parmak aşağıya doğru sıvazlanarak sütün fışkırması sağlanır. Bu yöntemde diğer parmaklar sağım işine karışmazlar. b) Makine ile Sağım: Sağımın makine ile yapılmasının sağım maliyetini ucuzlatması ve temiz süt elde edilmesine olanak vermesi bakımından büyük yarar vardır. Ancak makineli sağım uygun biçimde yapılmadığı ve temizliğe önem gösterilmediği takdirde büyük ekonomik kayıplara da yol açabilmektedirler. Bunlar içinde en önemlisi sürüde matitisin yayılması nedeniyle uğranılan kayıptır. Makineli sağımın nasıl uygulanacağını görmeden önce bazı teknik terimlerin bilinmesinde yarar vardır. ![]() Resim 11.8. Sağım makinesinin memeye takılan kısmı. - Vakum değeri: Makineli sağımda süt meme başından, memelik lastiği içinde oluşturulan vakum yardımı ile emilir. Bunu sağlamak için puls odası pulsatör aracılığı ile alternatif olarak açık hava basıncının ve belli vakum değerinin etkisinde kalır. Sağım sırasında makinenin vakum tulumbası tarafından meme başlarına uygulanan emme değerine "vakum değeri" denir ve mm Hg veya cm Hg olarak ifade edilir. Bu değer vakum ventili ( regülatör ) üzerindeki bir vida yardımıyla ayarlanabilir. Genel olarak makineli sağımda 380 mm Hg ( =38 cm Hg ) vakum değeri uygulaması öğütlenir. - Nabız: Sağım başlığının iş çeperini oluşturan meme lastiğinin meme başı üzerine uyguladığı emme ve masaj sürelerinin toplamına bir pule periyodu denir. - Nabız oranı: Emme ve masaj sürelerinin oranına denir. 50/50, 75/25, 60/40 gibi değerler olabilir. Bu değerler her pulsatör için sabittir. - Nabız frekansı: Bir dakikadaki nabız periyodu sayısına denir. Uygulamada 50-60 arasında tutulur. Pulsatör üzerindeki bir vida yardımıyla kolayca ayarlanır. Makine ile sağım nasıl yapılmalıdır? Elle veya makine ile sağımda birinci ilke temizlik kurallarına uymaktır. Bu kural hem temiz süt elde edilmesi hem de meme sağlığının korunması için gereklidir. Meme temizliği, sağılan hayvan sayısı, makine kapasitesi, işgücü olanakları ve işletmenin sahip olduğu teknik olanaklar göz önüne alınarak çeşitli şekillerde sağlanabilir. Kalabalık sürülerde memelere hortumla su tutmak ve bir havluya kurulamak suretiyle hızlı bir temizlik işlemi yapılabilir. Ancak kurulamada her hayvan için ayrı havlu kullanılması idealdir. Az sayıda hayvanı bulunan işletmelerde ise memelerin süngerle ( tercihen ılık su kullanarak ) yıkanması daha uygundur. Yıkama kurulama işleminden sonra sağım pençesi ineğin memesine takılır. İnekler arasında süt verimi ve süt akıtma hızı bakımından önemli farklar bulunduğundan her hayvanın sağım süresi farklıdır. Büyük sürülerde her ne kadar verim düzeylerine göre gruplandırma yapılırsa da aynı gruptaki hayvanların aynı sürede sağılmaları olanaklı değildir. Bu nedenle sağıcının memede sütün bittiği anı dikkate izlemesi gerekir. Şeffaf süt hortumundan giden sütün izlenmesiyle bu durum anlaşılabilir. Bazı makinelerde sağım pençesine yerleştirilen düzenekler ile her meme başından gelen sütün izlemek de olanaklıdır. Memede sütün bitmesine yakın sağım pençesinin elle yapılan ritmik hareketlerle aşağı doğru birkaç defa çekilmesinin son sütün alınmasında faydası vardır. Memede süt bittikten hemen sonra sağım pençesinin ayrılması gerekir. Aksi halde boş memeye uygulanacak sağım mastitisinin en önemli hazırlayıcısıdır. Son yıllarda üretilen makinelere memede süt bittiği anda sağım pençesinin otomatik olarak bırakılmasını sağlayan düzenekler de eklenebilmektedir. Ancak bu ekipmanlar oldukça pahalıdır. ![]() Resim 11.9. Kovalı Sabit sistemin görünüşü. Sağımı biten hayvanların meme başlarının koruyucu bir ilaca bandırılmasının büyük yararı vardır. Piyasada bu amaçla kullanılabilecek özel preparatlar bulunmakta ve set olarak satılmaktadır. Sağım pençesinin inekten ineğe geçerken dezenfektan içeren bir solusyona batırılması gerekir. Bu konu matitis sorunu bulunan sürüler için daha da önemlidir. Sağım işi bittikten sonra makinenin özenle temizlenmesi gerekir. Önce sistemden duru su geçirilir. Ardından deterjanlı su ile yıkama yapılır. Bu amaç için özel olarak üretilen çeşitli deterjanlar vardır. Deterjanlar asit ve bazik kakarakterde olmak üzere iki tiptir. Bazik olanlar makinedeki yağların ve kirlerin temizlenmesine yararlar. Her sağımdan sonra kullanılması gerekir. Asit karakterde olanlar ise borularda zamanla oluşan süt taşlarının temizlenmesini sağlamaktadır. Bu nedenle geniş aralıklarla kullanılmaları yeterlidir. Ancak dikkat edilmesi gereken konu iki preparatın ( birbirlerini nötralize edecekleri için ) aynı anda kullanılmamasıdır. Deterjanla yapılan yıkamadan sonra tekrar duru su ile levaj yapılması gerekir. Makine ile sağımda meme lastiklerinin başlangıçta kaliteli olması büyük önem taşır. Ayrıca zaman içinde bunların kontrol edilerek özelliklerini koruyup korumadıkları denetlenmelidir. Genel olarak lastiklerin yılda iki defa değiştirilmesi öğütlenir. Ancak daha kısa aralıklarla değiştirilerek dinlendirilmeleri ve tekrar tekrar kullanılmaları hem lastiğin ömrünü uzatmakta hem de meme sağlığı üzerine olumlu etki yapmaktadır.11.5.3. Süt Verimini Etkileyen Faktörler 1. Irk: Irk, bir inekten alınacak süt miktarını belirleyen en önemli faktörlerdendir. Bazı ırkların süt verimleri çok yüksektir. Örneğin bir yerli kara inekten en iyi şartlarda bile bir Holştayn ırkının seviyesinde süt alınamaz. Holştayn ineklerin ortalama süt verimi 4000-7000 kg arasındadır. Esmer ırkı da yüksek verimlidir. Ortalama yılda 4000-5000 kg arasında süt verir. Jersey ırkının süt verimi de oldukça yüksektir. Ortalama yıllık süt verimi 3000-4500 kg arasında değişir. Yerli Karalar ise ortalama yılda 450-1200 kg süt verir. Sütteki yağ oranı da ırk özelliğidir. Bir ineğinin süt verimi arttıkça sütteki yağ oranı azalır. Süt verimi sıralamasını Holştayn, Esmer ırkı, Jersey yazabiliriz. Yağ aranı sıralaması ise tam tersidir. 2. Yaş: Bir ineğin süt verdiği döneme laktasyon denir. Laktosyon sayılarının ilerlemesine paralel olarak ineklerin süt verimlerinde artış olur. Bu durum 6-8 yaşına kadar böyle devem eder ve 8-9 yaşına geldiğinde süt verimi azalmaya başlar. 3. Canlı Ağırlık: Ayni ırktaki ineklerden iri yapılı inekler daha fazla süt verirler. İri yapılı ırklar iyi kalite ve zengin çayırlara daha çok ihtiyaç duyarlar. 4. Gebelik ve Kızgınlık: İnek gebe kaldıktan sonra hormonların etkisi ile süt veriminde derece derece bir azalma görülür. Genel olarak kızgınlık sırasında süt veriminde bir miktar azalma olur. Süt verimindeki bu azalma yağ miktarının artmasına sebep olur. 5. Buzağılama Mevsimi: İlkbahar ve yaz aylarında buzağılayan ineklerin süt verimleri bu dönemde yeşil yemlerin fazla olması sebebiyle yüksek olur. 6. Çevre Isısı: Sıcak havalarda hayvan fazla yiyemediğinden süt veriminde azalma olur. Çevre ısısı 5 ila 20 °C arasında olduğu dönemde süt verimi etkilenmez. 25 °C nin üstünde olan sıcaklıklarda süt verimi düşer. Montofonlar yüksek ısıya dayanıklı, Holştaynlar fazla etkilenir, Jerseyler ise bu iki ırkın arasındaki ısıyı severler. 7. Beslenme: Süt ırkı ineklerden istenen miktarda süt alınabilmesi için hayvanların yeterli ve dengeli bir biçimde beslenmesi gerekir. Hayvanın ırkı ne kadar iyi olursa olsun yeterli ve dengeli bir beslenmez iseler süt verimleri düşük olur. İnekler için su da çok önemlidir. Hayvanların istedikleri an su içebilmeleri gerekmektedir. Su temiz ve çok soğuk olmamalıdır. 8. Hastalıklar: Sindirim bozuklukları, meme hastalıkları çeşitli hastalıklar süt verimini azaltırlar. 9. Kuruda Kalma Süresi: 10 ay sağıldıktan sonra 2 ay kuruda bırakılan hayvanların süt verimleri daha fazla olmaktadır.11.6. Kuruya Çıkarma Doğumuna yaklaşık iki ay kalan veya günlük süt verimi sağım masrafını karşılamayan ineklerin süt üretimlerinin durdurulmasına kuruya çıkarma denir. Süt verimi iyice düşmüş inekler sağılmadıklarında süt üretimini kendiliklerinden durdururlar. Süt verimi yüksek inekleri, kuruya çıkarmak için bir yandan sağım aralıkları uzatılırken diğer yandan da kesif yemi azaltma önerilebilir. Kuruya çıkarma işlemi doğru yapılmaz ise ineğin mastitise yakalanma olasılığı yükselir. Nedeni ne olursa olsun bütün meme yangınlarına mastitis denir. Süt sığırı yetiştiriciliğinin önemli bir problemi olan mastitis ülkemizde oldukça yaygındır. Tedavisi hem pahalı hem de kesin olmayan bu hastalıktan korunmanın bir yolu da kuruya çıkarılan ineklere meme başlarından antibiyotik uygulanmaktadır. Bu amaca uygun antibiyotikler, en son sağımı takiben meme başı deliğinden enjekte edilir. 11.7. Sığırda Üreme 11.7.1. Kızgınlık Üremeye ilişkin bölüde açıklandığı gibi sığırlar gebe olmadıkları sürece, belirli aralıklarla kızgınlık gösterirler. Olgunlaşan yumurtanın serbest bırakılması süreci olarak da tanımlanabilen kızgınlık sırasında bu döneme özgü bazı oluşumlar ve davranışlar gözlenir. Kızgınlık belirtileri olarak adlandırılan bu davranış ve oluşumlardan önemlileri şunlardır:
Kızgınlık, hayvan gebe olmadığı sürece, 17-24 gün arasında değişmekle birlikte ortalama 21 günde bir tekrarlanır. Kızgınlık süresi 14-18 saattir ve ovulasyon kızgınlık bitiminden 10-16 saat sonra gerçekleşir. İneğe ait bu bilgiler , çiftleştirme programının yapılması ve başarıyla yürütülmesine olanak sağlar. Ayrıca ovulasyon zamanı ile yumurta ve spermanın ürogenital sistemde fonksionel olarak kalabildikleri süreler dikkate alınarak uygun bir tohumlama zamanı saptanır. Kızgınlığın bitiminden 10-16 saat sonra serbest hale geçen yumurtaların 4-6 saatlik bir ömrü vardır. Dölleme yeteneğine kavuşabilmesi için ovulasyondan en az 4-6 saat önce ürogenital sistemde yer alması gereken spermanın, ürogenital sistemdeki ömrü de yaklaşık 24 saattir. Bu bilgiler ışığında en uygun aşım ya da tohumlama zamanının ovulasyondan 12-15 saat öncesi veya kızgınlığın sonları olduğu söylenebilir. Bu ilişki uygulamada sabah kızgınlık gösteren ineğin akşam, akşam kızgınlık gösteren ineğin de sabah boğaya verilmesi veya tohumlanması uygun olduğu şeklinde değerlendirilir. Bu önerilerin dışındaki uygulamalarda gebelik şansı oldukça düşer. Tohumlanan inek gebe kalmış ise tekrar kızgınlık göstermez. Gebelik sağlanamamış ise yaklaşık 21 gün sonra kızgınlık tekrarlanır. Aynı işlemler tekrarlanarak ineğin gebe bırakılmasına çalışılır. İkinci kez tohumlandığı halde gebe kalmamış hayvanlar, üremeye ilişkin bir sorun olabileceği düşüncesiyle, yakın izlemeye alınırlar. Eğer sorun saptanıp çözülebilmiş ise üçüncü kez kızgınlık gösteren hayvan gebe bırakılabilir. Nedeni ne olursa olsun gebe olmayan hayvanlara kısır adı verilir. Kısırlık; yönetim, besleme veya tedavi edilebilir hastalıklardan kaynaklanıyorsa, bunlara ilişkin sorunlar çözüldüğünde hayvan gebe kalabilir. Bu nitelikteki kısırlıklara geçici kısırlık denir. Bazı hallerde hayvanın döl verme şansının olmaması veya ortadan kalkması söz konusudur. Bu nitelikte olan hayvanlar ise mutlak kısır hayvanlar olarak nitelenirler. Sığırlarda eşi erkek olan ikiz doğmuş dişiler genellikle mutlak kısırdırlar. Bu tip hayvanlara freemartin hayvanlar denir ve bunlar kasaplık olarak değerlendirilirler. 11.7.2. Tohumlama İneğin gebe kalması için yapılan uygulamaya tohumlama denir. Tohumlama iki şekilde yapılabilir. İneğin boğa ile çiftleştirilmesi yoluyla yapılana aşım veya boğaya verme, taze veya dondurulmuş spermanın bir kateter aracılığıyla servikse bırakılmasıyla gerçekleştirilene de yapay tohumlama denir. Günümüzde gelişmiş ülkelerde ineklerin hemen tamamı yapay tohumlamayla gerek bırakılmaktadır. Türkiye'de ise bu yolla gebe bırakılanların oranı %10-15 kadardır. Bu uygulamanın yaygınlaştırılmasını gerekli, hatta zorunlu görmek gerekir. Aşım ya da boğaya verme Türkiye için oldukça yaygın bir uygulamadır. Özellikle yerli ineklerle çalışan küçük işletmelerde uygulanan en yaygın gebe bırakma yöntemidir. Boğaya vermenin iki şeklinden söz edilebilir. Bunlardan biri, genellikle yüksek verimli ineklerle çalışanların uyguladığı elden aşımdır. Bu uygulamada boğa sürüye bırakılmaz ve çiftleştirme insan denetiminde gerçekleştirilir. Elden aşımda ergin bir boğa yılda 80-100 ineği tohumlayabilir. Farklı çiftçilerin ya da bir köyün bütün inekleri yılın belirli zamanlarında sürü olarak idare ediliyorsa ve sürüde bir ya da birden fazla boğa veya boğa işlevi yapabilecek hayvan varsa serbest aşımdan söz edilir. Bu uygulama erken ve istenmeyen gebeliklere yol açar. Ayrıca belirli çağda ulaşmış iyi ya da kötü nitelikli her erkek bırakılmıyor ise, bunlar da çabuk yıpranırlar ve doğan yavruların babaları bilinmez. Bir zorunluluk olmadıkça uygulanması sakıncalı olan bu yöntemde 30-40 inek için bir boğaya ihtiyaç vardır. Sığırları gebe bırakmanın bir yolu da son yıllarda uygulama alanı genişleyen ve üreme ile ilgili bölümde etraflıca anlatılan embriyo transferdir. 11.7.3. Gebelik Bir süt sığırı sürüsünde, sürünün bakım ve yönetiminin doğru yapılabilmesinin koşullarından biri de gebe ineklerin bilinmesidir. Her ne kadar, tohumlamayı takiben kızgınlık göstermeyen inekler gebe olarak nitelenirlerse de bu her zaman doğru olmayabilir. Çünkü bazı inekler gebe olmadıkları halde, belirtileri fark edilebilecek şekilde kızgınlık göstermezler veya kızgınlığın izleyen kişi hata yapabilir. Gebe inekler diğerlerine göre daha uysaldır. Fakat subjektif bir değerlendirme olan uysallık gebelik tanısı için iyi bir ölçüt değildir. Bunun yerine erken dönemlerde süt veya kanda progesteron hormonu düzeyleri saptanarak, biraz daha ileri dönemlerde de, örneğin 2. ayda, rektal muayene ile kesin tanı yapılabilir. Gebe ineklere daha fazla özen gösterilmelidir. Bu hayvanların barınağa giriş ve çıkışlarda sıkıştırılması, küflü ve donmuş yemlerle beslenmeleri ve bakıcılar tarafından dövülmeleri yavru atmalara neden olabilir. Bu tip fiziksel nedenler yanında, birtakım hastalık etmenlerinin de yavru atmalara neden olduğu bilinmelidir. Yavru atan inekler sürüden ayrılmalı, yavru atma nedeni anlaşılmaya çalışılmalı ve bu neden ortadan kaldırılmalıdır. 11.8. Düvelerin İlk Kez Damızlıkta Kullanılması ve Damızlık Seçimi 11.8.1. Düvelerin İlk Kez Damızlıkta Kullanılması Dişi hayvanlar ilk doğumlarına kadar herhangi bir ürün vermezler. Fakat bu döneme kadar, en azından büyümeleri için harcama yapma zorunluluğu vardır. Bu yüzden dişilerden mümkün olduğunca erken yaşlarda yavru,i dolayısıyla süt elde etmek hedeflenmelidir. Fakat bu noktada, yani ilkine ( ilk kez ) damızlıkta kullanma yaşı, buna bağlı olarak da ilkine doğurma yaşını istediğimiz kadar küçültmede, çok fazla olanağa sahip olmadığımız da bilinmelidir. En azından hayvan, yumurta üretebilecek çağa ve canlı bir yavru doğurabilecek büyüklüğe ulaşmalıdır. İlkine damızlıkta kullanma yaşı bakımından ırklar ve aynı ırkın sürüleri arasında farklılıklar görülür. Özellikle ırklar arasındaki farklılıklar onların ergin çağ ağırlıkları ve gelişme hızlarıyla ilgilidir. Örneğin Siyah-Alaca ve Esmer ırktan düveler 15-16 aylık yaş ve 300-350 kg canlı ağırlıkta damızlıkta kullanılabilirken daha küçük cüsseli olan Jersey ırkının düveleri aynı yaşlarda 220-240 kg ağırlığa ulaşırlar ve damızlıkta kullanılabilirler. Yerli ırklarımız geç gelişen ırklardır. Bu nedenle ilkine damızlıkta kullanma yaşı genellikle ikinin üzerinde, doğurma yaşı da 4'e yakın olmalıdır. Düvelerin uygun çağdan daha erken damızlıkta kullanılmaları hayvanın gelişmesinin ve ileriki dönem verimlerinin düşmesi gibi bir takım olumsuzluklara neden olur. Bunlara ek olarak gebelik oranı düşer, yavru atma, ölü doğum ve ölüm yükselir. İlkine damızlık kullanma yaşının artması da sakıncalıdır. Böyle bir uygulama öncelikle, verimsiz dönem masraflarının artmasına neden olur. Ayrıca yağlama nedeniyle, döl verimi düşer, hayvanın ömür boyu verebileceği laktasyon ve buzağı sayısı azalır, dolayısıyla ömür boyu süt verimi olması gerekenin altına iner. Generasyonlar arası süre uzayacağı için, ıslah yapılıyorsa yıllık genetik ilerleme azalır. İlkine damızlıkta kullanma çağına ulaşan hayvan, kızgınlık gösterdiği saptandıktan sonra, doğal aşım veya yapay tohumlama ile gebe bırakılmaya çalışılır. Gebe kalan hayvan gebelik süresinin sonunda doğurur ve artık inek olarak tanımlanır.11.8.2. Damızlık Seçimi 11.8.2.1. Damızlık Düve Seçimi Düve seçimi, boğalarda olduğu gibi dış görünüşüne ve diğer özelliklerine göre yapılır. Düvelerin dış görünüşünde istenen özelliklerin olup olmadığı aranır. Anasını verim tip ve meme yapısı ile ilgili kayıtlarına bakılır. Dış yapıya göre yapılan değerlendirmede birden fazla düve var ise yaşları dikkate alınarak, hepsinin bir arada değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme işlemi çoğunlukla kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle değerlendirme işleminin temeli tecrübe ve mukayese etmeye dayanır. Değerlendirme yapılırken düvede arayacağımız özellikleri bilmemiz gerekir. Tip özellikleri olarak; Sağrı yüksekliği, vücut derinliği, sağrı eğimi, sağrı genişliği, kas gelişimi, arka bacak yapısı, tırnak yapısı, genel sütçülük karakterleri, ön göğüs genişliğine ait gelişme durumlarının istanan oranda olup olmadığı aranır. a) Sağrı yüksekliği; Sağrısı yüksek düvelerin gelecekte genellikle derin ve uzun vücut yapısına sahip olduğu görülür. Değerlendirilirken yaş ve ırk özelliği göz önüne alınmalıdır. b) Vücut derinliği; son kaburganın hizasından sırt ve karına kadar olan uzaklığa göre değerlendirilir. Direnç ve yem yeme kapasitesi açısından önemlidir.Orta derinlik istenmektedir. c) Sağrı eğimi; Kolay doğum ve genel döl verimi bakımından sağrı eğiminin kuyruk sokumuna doğru hafifçe alçalması istenir. d) Sağrı genişliği; sağrı genişliğinin dar olması doğum zorluklarına sebep olmaktadır. Orta genişlikte olması istenir. e) Kas gelişimi; hayvanın genel tüm kaslarının gelişme durumuna bakılır. Hayvanın bakım, beslenme ve çevre şartlarından nasıl etkilendiğini yansıtır. Az olması zayıflığı, çok olması süt üretimi sürüde kalma süresi bakımından istenmez. f) Araka bacak yapısı; arkadan ve yandan bakıldığında diz ekleminin ön kısmının açısının genişe yakın olması gerekir. Açının dar yada 180° olması bacak direncini azaltacağından verim düşmesine yol açar. g) Tırnak yapısı; Yumuşak ökçelerin yerle olan yüksekliğinin çok yüksek yada dar olması istenmez. Ayrıca tırnak uzunluğunun ve gelişiminin normal olması istenir.Bunların dışında ön göğüs genişliğine ve genel sütçülük özelliklerine bakılır. 11.8.2.2. Damızlık Boğa Seçimi Seçilecek boğa adayları, sütçü yada kombine verimli ırklar için, ırk özelliklerine göre belirlenen süt verimleri ortalamasından en az %70 daha fazla süt veren annelerden doğan yavrular arsından seçilir. Gerek sütçü, gerek etçi, gerekse kombine verimli ırklarda boğa adayı olarak seçilecek erkek buzağıların kendi ırklarının özelliklerini göstermesi gerekmektedir. Yine boğa adayı olacak buzağılar; baba, anne ve anneannelerinin süt verimleri, canlı ağırlıkları, hastalıklara dayanıklılık durumları, güç doğumların görülme sıklığı ölçüsünde araştırılır. Önemli bir nokta sürünüzün zayıf ve güçlü taraflarının tespit edilmesidir. Örneğin süt verimi düşükse yüksek süt verimli boğaların seçimi, doğum kanalı darlığına bağlı güç doğumlar fazla ise geniş arkalı (pelvisli) boğaların seçilmesi gibi özellikler aranır. Buna göre boğanın belirli özelliklerine belirli puanlama verilerek damızlık erkek danalarda genç boğalardan seçim yapılır. A) Cinsiyet Organlarının Muayenesi a) Fiziksel Muayene: Sperma almadan önce yapılır. İstenmeyen fiziksel karakterler yada anomaliler var ise boğa elden çıkarılır. 1. Haya Kesesi (Skrotum) ve Hayanın (Testis) Muayenesi: Haya kesesinin muayenesi ayakta tutulan hayvanın arkadan ve yandan gözle ve elle yapılır. Pratik olarak, ısı şartları da göz önüne alınarak, arkadan bakıldığında sarkık hayaya sahip hayvanların normal ölçüde olduğu söylenebilir. Hayaları sarkık olmayıp, karın duvarına yakın yada birleşmiş gibi görünen hayvanların hayalarının normalin dışında olduğu göz önüne alınmalıdır. Ayrıca deri kalınlığı ve renk durumuna da bakılır. Hayalar normal olarak yumuşak ve kaygan bir yapıya sahiptir. Çeşitli hastalık hallerinde ve kalıtsal kusurlarda, hayaların kıvamı ve yapısı değişir ve anormal sperma üretimi artar. 2. Penis ve Penis Kılıfının (Prepusyumun) Muayenesi: Penis kılıfının kıllanma durumu, rengi, büyüklüğü, konumu, iltihaplanması, akıntısı, parazit ve mantar yönünden muayene edilir. b) Spermanın Değerlendirilmesi; Mümkünse veteriner hekime sperma muayenesi yaptırılmalıdır. Böyle bir imkan yoksa ve her şeyi normal ise yaptığı aşımlar ve gebe bıraktığı inek sayısına göre spermasının normal olup olmadığı hakkında fikir sahibi olunabilir. Yukarıdaki bilgiler ışığında boğa adayı olarak ayrılmasına karar verilen erkek buzağılardan kan alınarak veteriner kontrol ve araştırma enstitülerinden bir tanesinde yetiştirme hastalıkları yönünden gerekli muayeneler yaptırılır. Sonuçta hastalıksız olduğu anlaşılan hayvanların gelişimi 18. Ay sonuna kadar izlenmeye devem edilir. 18 aylık yaşına gelen hayvanlar aşağıda belirtilen muayenelerden geçirilir. c) Vücut Kondisyonu: Boğanın yeteri kadar güçlü kondisyona sahip olması gerekir. Enerji vücutta yağ şeklinde depo edilmektedir. Dıştan görünen ve kondisyon değerlendirilmesine tabii tutulan bölgelerde normal düzeylerde yağlanma olması gerekmektedir. Aşırı Yağlı hayvanların döl verimleri düşer ve kızgın ineğe atlama ve yüklenme hareketi zayıflar. 1. Ayak, Bacak Ve Eklemler: Bir boğanın ayak,bacak ve eklemlerinin sağlıklı ve normal olması, gerek hareketi gerekse aşım için gereklidir. 2. Gözler: Körlük yönünden muayenesi gerekmektedir. 3. Pelvis (kalça kemiği) ölçüsü: Bazı saf ırklarda ergin boğalardaki pelvis genişliği kalıtsal olması nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Bir görüşe göre büyük pelvisli boğaların kızlarının büyük pelvisli olacağı ve doğum güçlüğünün de azalacağı ileri sürülmektedir. Genel bir kural olarak, büyük vücutlu ineklerin büyük pelvisli olacağı ve daha ağır buzağı doğuracağıdır. 4. Aşım İsteği: Boğanın sperma üretimine etki eden önemli bir faktördür. Bu nedenle kaliteli sperma aşım isteği olan iyi olan boğalardan elde edilir. Buna karşılık hem düşük sayıda hem de fazla sayıda aşım yapan boğaların döl verimleri düşük olmaktadır.11.9. Süt Sığırcılığında Kayıt Tutma, Değerlendirme ve Numaralama 11.9.1. Gereksinim Duyulan Bilgiler Özel amaçlar söz konusu değilse bir süt sığırcılığı işletmesinde genellikle aşağıdaki bilgilere ihtiyaç duyulur. 1) Hayvanın doğum tarihi ile kendisinin, anasının, babasının kulak numarası 2) Tohumlamaya ilişkin bilgiler ( tohumlama tarihi, tohumlamada kullanılan boğanın kulak numarası) 3) Çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlıklar 4) Süt verimi 5) Kuruya çıkarma tarihi 6) Sağlık bilgileri 7) Yem ve yemlemeye ait bilgiler Yukarıda sıralanan bilgilerin yararlı olması, doğru zamanda elde edilmiş olmalarına bağlıdır. Bu da bilgi toplama yollarını bilmek, doğru ölçü ve tartı aleti kullanmak ve bilgi toplamayı işletmenin önemli işleri arasında görmekle mümkündür. ![]() Resim 11.1. Modern bir işaretleme yöntemi. Bir süt sığırcılığı işletmesinde en zor toplanan bilgi yem ve yemlemeye ait bilgilerdir. Burada zorluk her hayvanın bireysel tüketiminin ölçülmemesinden kaynaklanır. Fakat gelişen teknolojileri kullanarak hiç olmazsa günlük bireysel kesif yem tüketimi ölçülüp kaydedilebilmektedir. İneklerin bir laktasyondaki süt verimleri en doğru şekilde her gün verdikleri süt miktarının toplanmasıyla bulunur. Fakat bu işlem, yani bir ineğin her gün süt verimini ölçmek ve kayıt etmek güç ve masraflıdır. Bu nedenle bir ineğin bir laktasyonda verdiği süt miktarı belirli aralıklarla yapılan ölçümlerden elde edilen değerleri kullanarak bulunmaya çalışılır. Bu amaçla genellikle ayda veya 15 günde bir bütün ineklerin süt verimleri ölçülür. Kontrol sağımı adı verilen bu uygulama ile elde edilen değerlerden de laktasyon verimi tahmin edilebilir. Kontrol sağımlardan laktasyon süt verimini tahminde kullanılan yollardan biri Hollanda Metodudur. Metot laktasyon süresi ve günlük ortalama süt veriminin tahmin edilmesi esasına dayanır. Bu metodla laktasyon süt verimi tahmin edilmek istendiğinde: SV=LS.GOSV LS=n.a- ( a/2-A) GOSV=å ki/n eşitliklerinden yararlanılır. SV= Süt Verimi LS= Laktasyon süresi GOSV= Günlük Ortalama Süt Verimi n= Kontrol sayısı a= Kontrol aralığı ( gün ) A= Doğumdan ilk kontrole kadar geçen süre ( gün ) ki= i. kontrolde sağılan süt miktarı ( kg veya l ) 11.9.2. Kayıtların Değerlendirilmesi ![]() |